17 fiilinden dolayı meslekten çıkarılan savcıya Danıştay'dan olumsuz haber

17 fiilinden dolayı meslekten çıkarılan savcıya Danıştay'dan olumsuz haber
29 Ağustos 2022 - 08:51

Danıştay 5. Dairesi, Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken istifa ederek meslekten ayrılan davacının, "meslekten çıkarma cezası" ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu işleminin hukuka uygun olduğuna karar verdi.

Ceza ve Tevkifevi yetkili Cumhuriyet Savcısı olduğu döneme ilişkin olarak yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen 14/11/1998 günlü raporda savcı hakkında 17 adet olay incelenerek sübuta ermiştir.

Danıştay 5. Daire meslek onuruna vurgu yaptı:

Hakimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklanmakta olup, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamaları gerekmektedir. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hakimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hakim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.

Anılan eylemlerin, 2802 sayılı Yasa'nın 69. maddesinin son fıkrasında yer verilen mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve saygınlığını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varıldığından, davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin kararın kaldırılması isteminin reddine ilişkin kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir.
 

T.C.

DANIŞTAY

BEŞİNCİ DAİRE

Esas No: 2020/1863

Karar No: 2022/105
 

DAVACI : .

VEKİLİ: Av. .

DAVALI : .

VEKİLİ: Av. .

DAVANIN KONUSU:

 

 

Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken istifa ederek meslekten ayrılan davacının, "meslekten çıkarma cezası" ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulunun. tarihli . sayılı kararının, 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun Geçici 3. maddesi uyarınca kaldırılması talebinin reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun. tarihli, E:., K:. sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddi yolundaki aynı Genel Kurulun. tarih ve E:., K:. sayılı kararının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI:

Dava konusu kararın, maddi gerçeğin araştırılması ilkesi, yeterli delil ilkesi, şüpheden sanık yararlanır ilkesi, üçüncü kişilerin eylemlerinden sorumlu olmama ilkesi ve dürüst işlem ilkesine aykırı olarak yürütülen soruşturma sonucunda tesis edildiği, verilen cezanın yasal olmayan dinleme sonucunda özel hayatına ilişkin telefon kayıtlarından elde edilen delillere dayandığı ve Anayasanın 20. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 8. maddesinde tanımlanan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddia edilerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

DAVALININ SAVUNMASI :

Davacı hakkında yürütülen soruşturma sonucunda, mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiiller işlediği sübuta erdiğinden, davacının, eylemlerine uyan 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin karara karşı yapılan itirazların reddine ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı bu nedenle davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

 

 

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ DÜŞÜNCESİ:

Danıştay Onaltıncı Dairesinin 17/05/2016 tarih ve E:2015/4904, K:2016/3339 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 11/06/2018 tarih ve E:2017/630, K:2018/3105 sayılı kararına uyularak, bozma kararı doğrultusunda karar verilmesi, 2577 sayılı yasa hükmü gereği olduğundan, anılan bozma kararı doğrultusunda davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI DÜŞÜNCESİ:

Dava; . Ceza ve Tevkifevi eski yetkili Cumhuriyet Savcısı olup, . Cumhuriyet Savcısı iken istifa ederek meslekten ayrılan davacının, "meslekten çıkarma cezası" ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun. günlü, . sayılı kararının, 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'nun Geçici 3. maddesi uyarınca kaldırılması talebinin reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun. günlü, E:., K:. sayılı kararının ve bu karara ilişkin yeniden inceleme talebinin reddi yolundaki aynı Genel Kurulun . günlü, E:., K:. sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.

Uyuşmazlık konusu olayda, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı hakkında yürütülen soruşturma kapsamındaki ifadeler bir bütün olarak incelenip değerlendirildiğinde, soruşturma raporu ile davacıya yöneltilen eylemlerin sübuta erdiği görülmekte olup, anılan eylemlerin, 2802 sayılı Yasa'nın 69. maddesinin son fıkrasında yer verilen mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve saygınlığını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varıldığından, davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin kararın kaldırılması isteminin reddine ilişkin kararlarda hukuka aykırılık ve aksi yöndeki değerlendirme ile verilen Daire kararında hukuki isabet görülmeyerek Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararıyla kararın BOZULMASINA karar verildiğinden Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararına uyularak, bozma kararı doğrultusunda karar verilmesi, 2577 sayılı yasa hükmü gereği olduğundan, anılan bozma kararı doğrultusunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca, Danıştay Onaltıncı Dairesinin 17/05/2016 günlü, E:2015/4904, K:2016/3339 sayılı kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/06/2018 tarih ve E:2017/630, K:2018/3105 sayılı kararı ile bozulması üzerine bozma kararına uyulmak suretiyle işin gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ:

. Ceza ve Tevkifevi eski yetkili Cumhuriyet Savcısı olup, . Cumhuriyet Savcısı iken istifa ederek meslekten ayrılan davacının, "meslekten çıkarma cezası" ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulunun . tarihli . sayılı kararının, 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun Geçici 3. maddesi uyarınca kaldırılması talebinin reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun . tarihli, E:., K:. sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddi yolundaki aynı Genel Kurulun . tarih ve E:., K:. sayılı kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:

İlgili Mevzuat:

2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kununu'nun, davacının "meslekten çıkarma cezası" ile cezalandırıldığı 28/03/2002 tarihinde yürürlükte olan "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69. maddesinde;

"Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.

68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, üç aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, hürriyeti bağlayıcı cezanın hapis veya yukarıda belirtilen suçlardan dolayı verilmemiş olması şartıyla, ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza ve tedbirlerden birine çevrilmiş olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine yer değiştirme cezası verilir.

Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkümiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.

Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 647 sayılı Kanununun 4 üncü maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.

Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmünü içermektedir.

Dosyanın incelenmesinden; davacının . Ceza ve Tevkifevi yetkili Cumhuriyet Savcısı olduğu döneme ilişkin olarak yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen 14/11/1998 günlü raporda özetle;

"a) Kapalı ceza ve tevkifevi adli bölümü ile özel tip ve ceza tevkifevinin daha önceden kapalı tutulan koğuş, blok ve şebeke kapılarını açtırarak, tutuklu ve hükümlülerin serbestçe maltalara (koridorlara) çıkmasına ve diledikleri koğuşlara gitmelerine müsaade ettiği,

b) Kapalı ceza ve tevkifevi adli bölümünde kalması gereken gasp, hırsızlık, cinayet ve uyuşturucu ticareti gibi ağır suçlardan tutuklu ve hükümlü 176 kişiyi, izin almaksızın kendi başına özel tip ceza ve tevkifevine göndermesi sonucu, daha hafif cezayı müstelzim müessir fiil trafik, ekonomik ve benzeri suçlardan tutuklu ve hükümlülerin kaldığı bu cezaevinde disiplinin bozulmasına neden olduğu,

c) Personeli, tutuklu ve hükümlülerin yanında aşağılayıcı ve küçük düşürücü davranışlarda bulunmak ve onların tüm yetkilerini üstlenmek suretiyle pasifize ettiği, bu kişilerin sindirilmesi ve bezdirilmesi nedeniyle tutuklu ve hükümlü taleplerinin fiilen uygulanır hale gelmesini sağladığı,

d) Sevkleri çıkan bazı hükümlüler ile hükmen tutukluları göndermediği,

e) Adli hükümlü ve tutukluların kaldığı koğuşların mümessilleri ile etkili ve güçlü mahkumlara tavizler vererek cezaevini adeta onlarla birlikte yönettiği, böylece mahkumu mahkuma kontrol ettirdiği,

f) Etkili ve güçlü tutuklu ve hükümlüler ile koğuş mümessillerini idareye ait telefonlardan acil durumlar dışında da görüştürdüğü, bunun sonucu telefon giderlerinin büyük meblağlara ulaşmasına sebebiyet verdiği,

g) Sık sık koğuşlarda sazlı-sözlü toplantılar yapmak, etkili ve güçlü mahkumlar ile koğuş mümessilleri ve bir kısım bayanlarla odasında gerekmemesine karşın uzun süreli görüşmek ve konuşmak suretiyle cezaevinin otoritesini bozduğu,

h) Aramalarda ele geçirilen cep telefonlarından yirmi yedi tanesinin görevli memur Adem Demir tarafından eczacı kalfası, eşi, jandarma görevlileri ve bir kısım personele dağıtılmasına ses çıkarmadığı, bunlardan üç tanesini bizzat kendisinin aldığı,

ı) Yasak olmasına rağmen, kapalı ceza ve tevkifevi adli bölümü ile özel tip ceza ve tevkifevinde cep telefonlarına müsamahakar davrandığı,

i) Kamuoyunda mafya olarak tanınan .'ı . cezaevinde ziyaret etmek, . raporunda adı geçen uyuşturucu kaçakçılığından sanık, .'la cezaevinde sık sık görüşmek, keza uyuşturucu ticareti yapmak suçundan tutuklu . ve gasp suçundan tutuklu . gibi kişilerin evlerine eş ve çocuklarını ziyarete göndermek ve benzeri şahıslarla telefon konuşmaları yapmak suretiyle onlara yakın olduğu yolunda imaj oluşturduğu,

j) Karantinadaki tutuklu ve hükümlüleri mümessillerin istekleri doğrultusunda koğuşlara dağıttığı,

k) Terör suçlarından hükümlü ve tutuklulara açık görüş yaptırmaması gerekirken, gerek idare binasında, gerekse hasta görüşü adı altında doktor raporu alarak avukat görüş mahallinde açık görüş yaptırdığı,

Adli hükümlü ve tutuklulardan etkili ve güçlü olanlar ile koğuş mümessillerine de, Bakanlıkça belirlenen durum ve zamanlar haricinde idare binasında ve diğer mahallerde sık sık açık görüş yapma imkanı sağladığı,

l) Kapalı ceza ve tevkifevi terör bölümünde yıllardan beri idarenin fazla bir hakimiyetinin bulunmadığı, koğuşların malta ve havalandırma kapılarının açık olduğu, dileyenlerin liderlerinden izin alarak istediği koğuşa gidebildiği, kadın ve erkek koğuşları arasında geçişlerin yapıldığı, yasadışı örgütlerin mensubu tutuklu ve hükümlülerin cezaevinde teşkilatlanmaya gittikleri, komün yaşamı sürdürdükleri, siyasi eğitim programı uyguladıkları, dışarıdaki üyelerine talimatlar verdikleri, toplantılar yaptıkları, eğlenceler ve anma günleri düzenledikleri, özellikle. üyelerinin kaldıkları koğuşlarda bu örgüte ait pankart, flama, afiş ve benzeri resimlerin duvarlara asıldığı, övücü yazıların yazıldığı, bazı tutukluların Devlet güvenlik mahkemesindeki ve diğer mahkemelerdeki duruşmalarına gitmedikleri, ziyaret ve avukat görüşmeleri örgüt temsilcilerinin kontrolünde gerçekleştirildiği halde, bunların önlenmesi için bir girişimde bulunmadığı gibi basına verdiği demeçler ve cezaevinden alınmasını sağladığı yanıltıcı görüntülerle bunlar yokmuş izlenimini uyandırdığı,

Dokuz terör tutuklusunu, yaptıkları açlık eylemleri sonucu yürüme ve koşma güçlüğü çektikleri, hafıza kusurlarının bulunduğu ve psikolojik problemlerinin olduğundan bahisle, aldığı doktor raporuna dayanarak 25.07.1997 tarihinde cezaevi ön bahçesine çıkartmak istediği,

m) Terör suçlarından tutuklu ve hükümlülerin kaldığı cezaevlerinin yöneticilerine telefon ederek, Bayrampaşa kapalı ceza ve tevkifevi terör bölümündeki uygulamalarını örnek gösterip, bu doğrultuda davranmalarını talep ettiği,

n) Disiplinin sağlanması bakımından, cezaevindeki terörist vasıflı tutuklu ve hükümlülere eylemleri sebebiyle herhangi bir işlem yapmadığı,

o) Medyatik kişiliğinin etkisiyle basın mensuplarını Bakanlığın izin vermediği zamanlarda dahi cezaevine sokması sonucu, gazetecilerin kamuoyunda "." olarak tanınan . gibi bazı hükümlü ve tutukluların, resim ve görüntülerini rızaları dışında almalarına ve yayın organlarında çıkmalarına sebep olduğu,

ö) Cezaevindeki bu durumları bildiren Devletin çeşitli birimlerinden gelen yazı, rapor ve şifahi uyarılar ile . Cumhuriyet başsavcısının ikazlarını dikkate alarak değerlendirmediği..."

Fiillerinin sübuta erdiği belirtilerek bu fiillerinden dolayı kovuşturma yapılması ve hakkındaki diğer soruşturmalar da dikkate alınarak disiplin cezası uygulanması yönünde getirilen teklif doğrultusunda Hakimler ve Savcılar Kurulunun . günlü, . sayılı kararıyla; Yargıtay ... Ceza Dairesinde süren yargılamanın sonucunun beklendiği, ancak anılan Ceza Dairesinin . günlü, E:., K:. sayılı kararı ile yukarıda bahsi geçen 4616 sayılı Yasa'nın 1/4 maddesi uyarınca hakkındaki davanın kesin hükme bağlanmasının ertelendiği ve bu kararın itiraz edilmeksizin 13/11/2001 tarihinde kesinleştiğinden bahisle, davacı hakkında 2802 sayılı Yasa'nın 69/son maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası uygulanmasına karar verildiği ve 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'nun Geçici 3. maddesi uyarınca yapılan başvuruların reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

2802 sayılı Yasa'nın 69. maddesinin son fıkrasına göre, suç teşkil etmeyen ve hükümlülüğü gerektirmeyen fiillerin dahi, "hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" oldukları takdirde, hakim ve savcıların meslekten çıkarılmaları sonucunu doğuracağı kurala bağlanmıştır.

Hakimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklanmakta olup, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamaları gerekmektedir. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hakimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hakim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.

Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, yasa koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.

Uyuşmazlık konusu olayda ise, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı hakkında yürütülen soruşturma kapsamındaki ifadeler bir bütün olarak incelenip değerlendirildiğinde, soruşturma raporu ile davacıya yöneltilen eylemlerin sübuta erdiği görülmekte olup, anılan eylemlerin, 2802 sayılı Yasa'nın 69. maddesinin son fıkrasında yer verilen mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve saygınlığını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varıldığından, davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin kararın kaldırılması isteminin reddine ilişkin kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1.Davacının "meslekten çıkarma cezası" ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulunun . tarihli . sayılı kararının, 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun Geçici 3. maddesi uyarınca kaldırılması talebinin reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun . tarihli, E:., K:2011/290 sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddi yolundaki aynı Genel Kurulun . tarih ve E:., K:. sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,

2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam . TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, (Danıştay Onaltıncı Dairesinin E:2015/4904 sayılı dosyasında duruşma yapıldığından dolayı) duruşmalı işler için belirlenen . TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,

5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara göre iadesine,

6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 01/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Mesajlarını polise verdi:'Hâkimden kendisini reddeden kadına kumpas'
Mesajlarını polise verdi:'Hâkimden kendisini reddeden kadına...
Bakanı Bozdağ: Artık her yerde arabuluculuk yapılamayacak
Bakanı Bozdağ: Artık her yerde arabuluculuk yapılamayacak